Friday, June 20, 2014

(çıkarlar.)

ne kahpe dünya bu dünya.
ama ne boktan bu humma.
ne kahpe bu dünya,
ama ne boktan bu humma.
her yolun bir derdi var.
her derenin bir bendi var.
iyi günler, yamyamlar.
zehirli kurbağalar,
velvele-i senâ'lar.

biri uykusunda güldü,
fareyi öldürdüler,
şerefsizler,
gülü bülbüle küstürdüler,
ibişler,
gel geç gönüllüler,
gelip geçerler.
yoruldum.
mutlu şeyler düşündüm.
yürüyemem dedim.
ayağa kalktım, varoldum.

ne kahpe dünya bu dünya.
ama ne boktan bu humma.
ne kahpe bu dünya,
ama ne boktan bu humma.
her yolun bir derdi var.
her derenin bir bendi var.
iyi günler, yamyamlar.
zehirli kurbağalar,
velvele-i senâ'lar.

kalktığım yere gölgem düşüyordu,
yaşını pek göstermiyordu,
kaba kıran yolum nerdeydi?
utanmadan bana bunları söylüyordu.
güneşin bir oğlu oldu,
biliyordum.
(ben senden vazgeçtim
ama bu demek değildir ki
sen de benden vazgeçebilirsin.)

ne kahpe dünya bu dünya.
ama ne boktan bu humma.
ne kahpe bu dünya,
ama ne boktan bu dünya.
her yolun bir derdi var.
her derenin bir bendi var.
iyi günler, yamyamlar.
zehirli kurbağalar,
çıkar giderler,
velvele-i senâ'lar.
öyle şeyler ki işte,
akla böyle kelimeler getirirler.

No comments:

Post a Comment